Türk Toraks Derneği: Doğru ve zamanında yapılması gereken aşılamanın önemi artmaktadır

Türk Toraks Derneği’nin 24’üncü kongresi öncesinde gerçekleştirilen toplantıda akciğer sağlığı uzmanlarının araştırmalarına yer verildi. Dördüncü dalganın uygun aşı olmayanları da etkilediğine dikkat çekilerek, “Yatan hastalar içinde aşı olanlar da var. Bunun nedeni dürüst ve zamanında yapılmayan aşılamadır” denildi. Hava kirliliğinin Covid-19 virüsünü taşıdığına dair verilerin paylaşıldığı açıklamada, “Lekeli havayı taşıyan partikül maddeler içerisinde SARS-CoV-2 virüsüne rastlanıyor” ifadeleri kullanıldı.

Türk Toraks Derneği: Doğru ve zamanında yapılması gereken aşılamanın önemi artmaktadır

HABER MERKEZİ

Türk Toraks Derneği 24’üncü kongresini bu sene Covid-19 sebebiyle hibrit olarak Antalya’da gerçekleştiriyor. Her yıl akciğer sağlığı uzmanlarının buluştuğu kongrede insanlar sağlığı için manâlı çoğu alıştırma açıklandı ve Covid-19 pandemisi ve aşılamalar masaya yatırıldı.

Kongre öncesi yapılan toplantıda araştırmalara dair bilgiler verilerek aşının koruduğuna ve aşısızlığın hasta ettiğine uyarı çekilerek, “Yatan hastalar içinde aşı olanlar da var. Bunun nedeni doğru ve vaktinde yapılmayan aşılamadır” denildi. Ayrıca hava kirliliğinin virüsü taşıdığına ve pandeminin en çok işçileri vurduğuna aksan yapıldı.

1401 COVID HASTASININ YÜZDE 93’Ü AŞISIZ, ÇİFT DOZ SİNOVAC YA DA TEK DOZ AŞILI

Türk TORAKS Derneği Klinik Sorunlar Egzersiz Grubu Üyesi Prof. Dr. Oğuz Uzun, bin 401 hasta üzerinde gerçekleştirilen çalışmayı ve sonuçlarını paylaştı:

“1401 hastanın 529’u (yüzde 37.7) yoğun bakımlarda yatan hastalardan oluşuyordu. Bu hastaların 715’i ise erkek (yüzde 51) ve 686 (yüzde 49) hasta ise kadın hastalardı. Hastaların 669’u (yüzde 47.8) aşısızlardan oluşurken, toplamda 1304 hasta (yüzde 93) ise aşısız veya 2 doz Sinovac ya da tek doz aşı olan hastalardan oluşuyordu.”

DÖRDÜNCÜ DALGA AŞISIZLARI VURDU

Sosyal medyada dezenformasyonun aşılamalara karşısında tehdit oluşturduğunu belirten Prof. Dr. Uzun, şöyle devam etti:

“Üçüncü dalgada toplam nüfus içinde aşı oranı düşük olmakla birlikte afiyet çalışanlarında Sinovac aşısının ölümleri yüzde 95’ den daha artı engellediğini göstermiştik. Türkiye’de Temmuz 2021 tarihinden itibaren başlangıçta sağlık durumu çalışanları ve 50 yaş üstü nüfus edinmek üzere 2 doz Sinovac aşısı olanlara 3. hatırlatma dozu (Sinovac veya Biontech) önerilmiştir. 10 Ağustos 2021 tarihi itibarıyla 12 milyon, 30 milyon ve 6 milyon kişinin sırasıyla bir doz, çift doz ve üç doz aşılı olduğu bilinmektedir. yaklaşık olarak da 19 milyon birey aşısızdır. Araştırmamızda 4. dalgada hastaneye yatan hastalardan çift doz Sinovac üretilmiş hasta oranının yüksekliği, iki doz Sinovac aşısının etkinliğinin daha önceki dalgara göre azaldığını düşündürtmektedir. Takriben yarısının aşısız olduğu görülmektedir ve çift doz Sinovac aşısının koruyuculuğu da bundan böyle devam etmemektedir.

4. dalga sadece aşısızları yok uygun aşı olmayanları da etkilemektedir. Örneğin 64 yaş üzerine bakıldığında çift doz Sinovac’lı hastaların aşısızlardan daha artı olduğu görülmektedir (301’e karşılık 200 hasta). Yatan hastaların yüzde 52’sinin aşılamaya karşın hasta oldukları düşünüldüğünde içten, tatmin edici ve zamanında yapılması gereken aşılamanın önemi artmaktadır. Çalışmamızda aşı olmama nedenleri aralarında duraksama, ihmal ve aşı karşıtlığının yer aldığını göstermiştir.

bununla birlikte, eğitim ve içten veri ile aşı olmayan grubun ikna edilebileceği açıktır. sosyal medya kanalıyla aşılarla ilgili yayılan yalan ve yanlış bilgilerin pandemiyi yoklama altına almada önemli bir korkutma olduğu görülmektedir. sonuç olarak, bu çalışmada etkili aşılamanın Covid-19 ilişkili hastaneye yatışları önlediği, çift doz Sinovac aşısının etkisinin devam etmediği, bununla beraber çift doz Sinovac üretilmiş kişilerde hatırlatma dozunun immün yanıtı artırdığı gösterilmiştir.”

HAVA KİRLİLİĞİ COVID-19 VİRÜSÜNÜ TAŞIYOR

Türk TORAKS Derneği’nden Nur Konyalılar hava kirliliği ile Covid-19 arasındaki ilişkiye dair bugüne dek üretilmiş ilk önemli araştırmayı açıkladı. Bu araştırmaya kadar kirli havayı içeren partikül maddeler içerisinde SARS-CoV-2 virüsüne rastlanıyor.

203 ÖRNEĞİN 20’SİNDE VİRÜSE RASTLANDI

Araştırmada şu bilgiler verildi:

“Bugüne değin yapılan incelemeler Covid-19 ile hava kirliliği aralarında kayda değer bir ilişki olduğunu göstermektedir. Partikül Madde (PM) ise hava kirliliğinin en kayda değer bileşenlerinden biri olarak virüsler de dahil elde etmek üzere enfeksiyon ajanları için taşıyıcı görevi yapabiliyor. Koç Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları ve Mikrobiyoloji asıl bilim dalından araştırmacıların öncülüğünde 12 üniversitenin iş birliği ile virüsün partikül madde içinde taşınıp taşınmadığı incelendi. Türkiye genelinde 10 ilde, 13 farklı lokasyondan toplam 203 örnek çözümleme edildi. Buna kadar örneklerin yüzde 9.8’inde yani 20 örnekte virüs RNA’sına rastlandı. Pozitif örneklerin birçok hastane bahçelerinden toplanmış, bir kısmı da kentsel konumlardan elde edilmiştir. Bu çalışmanın bulguları göstermiştir ama; Covid-19 özellikle enfeksiyonun yaygın olduğu yerlerde ortamdaki partiküller tarafından taşınabilir. bununla beraber, bunun virüs enfeksiyonunun yayılması üstünde bir etkisi olup olmadığı demin belirlenmemiştir. Çalışmamız atmosferdeki SARS-CoV-2 miktarıyla ilgili nicel sonuçlar gösteren birincil alıştırma olma özelliğine sahiptir.

ARAŞTIRMA VERİLERİ

– Yatan hastalar içinde “2 doz Sinovac + 1 doz BioNTech” olanların sayısı 11 (Yüzde 0.8)

– 3 doz Sinovac olanların sayısı 49 (Yüzde 3.5)

– Yoğun bakımda yatan hastaların 281’i (Yüzde 53.1) aşısız

– Yoğun bakımda yatan hastaların 497’si (Yüzde 94) aşısız veya 2 Sinovac ya da yetkisiz doz (tek doz) aşılı

– Çift doz Sinovac ya da 3 doz aşı olanlar (3. doz Sinovac veya BioNTech) daha yaşlı ve daha fazla eşlik eden hastalıkları var

– Aşısızların oranı 50 yaş aşağı yüzde 72.4 olduğu görülürken, bu oran 65 yaş üzerinde yüzde 32.9’du

– Kadın hastalar erkek hastalara göre daha ihtiyar ve (61.1/58.4) ve daha fazla komorbid hastalığa (1.25/1.16) sahip olsalar da yoğun bakıma yatışları erkeklere göre daha azdı (230/686, yüzde 34 karşılık 299/715, yüzde 42)

– Eşlik eden hastalık sayısı ve yaş ile yoğun bakım yatış arasında doğrusal bir ilişki olduğu saptandı

PANDEMİ EN FAZLA MAVİ YAKALI İŞÇİYİ VURDU

Dr. Nilüfer Aykaç araştırmada Türkiye’de salgının anında her döneminde vaka sayısının yüksek olduğu İstanbul’da, salgının sınıfsal dinamiğini ortaya koymayı amaçladıklarını belirtti.

Dr. Aykaç, toplum genelinde yaşanan eşitsizliğin bir yansıması olarak insanların hastalıklara yakalanması da eşitsizdir. Kişiler arasındaki bu farklılığın ağırlıklı nedeni sosyoekonomik eşitsizliktir. Dünya Sıhhat Örgütü göre eşitsizliği oluşturan faktörler sağlığın sosyal belirleyicileri olarak tanımlanır ve toplumsal yapının bir sonucu olduğu için kabul edilemez olarak değerlendirilir” dedi.

Covid-19’un hayatını sürdürmek için devamlı olarak amaçlamak zorunda kalan mavi yakalı işçileri daha artı vurduğunu ortaya koyan araştırmanın detaylarını ifade eden Dr. Aykaç sözlerine şöyle devam etti:

“Araştırma, il içi hareketliliğin yoğun olarak gözlendiği bölgelerin ise ağırlıkla mavi yakalı kesimin ikâmet ettiği Avcılar, Bahçelievler, Esenyurt ve Küçükçekmece olduğu belirlendi. Anadolu yakasında ise benzer biçimde mavi yakalıların ağırlıkla mesken bölgeleri olan Kurtköy, Pendik, Samandıra, Ümraniye ve Tuzla’da hareketliliğin olduğu izlendi. İstanbul’da yaşanan Covid-19 görülme sıklığının 65 yaş üstü nüfusunun yoğunluğu ile açıklanamayacağına, “Evde kal” gibi bireysel tercihler ile karantina uygulamasının bilhassa organize sanayi bölgelerindeki çalışanları kapsamına almadığına, yaşamlarını devam ettirebilmek için tescil dışı sektör de dahil olmak üzere her gün kastetmek zorunda kalan yoksulların salgının öncelikli maksat grubunu oluşturduğuna muhabere etmektedir. Covid-19 pandemisiyle başa çıkmanın yolu olgu sayısının arttığı ve salgının pik yaptığı dönemde acil ve esas gereksinim dışındaki tüm sektörlerin çalışmasını durdurup çalışanlara hükümet göre aidat desteği vererek toplum sağlığı için salgını baskılamaktır. Araştırmamız, İstanbul’daki kısıtlanmanın olduğu dönemde bile mavi yakalılardaki var olan bu hareketliliğin salgını baskılama stratejisi yok sınıfsal bir sürü bağışıklığı yaptığı yönündedir.”

Yorum yapın