Toprak Ana ve gerçek canavarlar

author

UĞUR KUTAY

[email protected]

2021.11.22 09:52

Toprak Ana ve gerçek canavarlar

1855’te ABD Başkanı’na yazdığı mektupta “Son ırmak kuruduğunda, son ağaç değil olduğunda, son balık tutulduğunda; beyaz adam paranın yenmeyen bir şey olduğunu anlayacak” diyen Şef Seattle’ın aynı mektupta geçen bir başka tespiti var: “Çocuklarınıza bizim çocuklarımıza öğrettiğimizi öğretin: Dünya annenizdir. Dünyaya ne olursa, dünyanın oğullarına da aynısı olur” Her yeri asfalt ve betonla kaplayıp bir de bunu gelişmişlik, uygarlık ve zenginlik göstergesi olarak kabul ettirmeye çalışan bir iktidarın son demlerinde, Toprak Esas’nın tam da şefin sözlerini somutlaştıracak intikamına dair ilginç bir film seyir ortamlarına düştü -‘vizyona girdi’ ifadesi son 1 buçuk yıldır anlamını epey yitirdiği için böyle diyorum.

***

Bugüne kadar sadece festivallerde gösterilmiş Gwledd (Gösteri, 2001), hepsinin de adı tıpatıp filminki gibi ‘G’ harfiyle başlayan dört şahsiyet bir ailenin evinde düzenlenen bir akşam yemeğinde geçiyor. Galler Bölgesi’nin İngiliz parlamentosundaki temsilcilerinden olan Gwyn, eşi Glenda, oğulları Guto ve Gweirydid’in oluşturduğu çekirdek grup, ‘işlevsiz aile’ kavramının fiziksel ifadesi olabilecek düzeyde çürümüş bir ailedir. Milletvekili Gwyn, komşularının arazilerini madencilere peşkeş çeken dejenere ve rüşvetçi bir adamdır. Karısı Glenda, kocasının yolsuzluklarla edindiği paraları harcama derdindedir. Oğullardan Guto uyuşturucu bağımlısı, Gweirydd ise narsisistik karakter bozukluğu yaşamış bir tecavüzcüdür.

O gece yemeğe eğlence edilen üç kişiden ilki, Euros adında bir yatırımcıdır. Bölgedeki tarım arazilerini ele geçirip maden çağırmak nedeniyle Gwyn’e rüşvet vermektedir. Bir sahnede G kardeşler (Guto ve Gweirydd), ismi para birimi Euro ile aşk tanrısı Eros’un birleştirilmesiyle üretilmiş gibi görünen Euros hakkında şöyle konuşur: “Hadi bakalım, Euros’un şakalarına gülme zamanı geldi.” / “Yeterince kaslı kahkaha atarsak, belki cüzdanını tekrar açar.”

Diğer iki konuk, G ailesinin topraklarına komşu olan arazinin sahibi Mair ve Iori çiftidir. G Ailesinin amacı, maden araması konusunda Mair ve Iori’yi ikna edip Euros’la anlaşmalarını sağlamaktır.

Yemeğe kimsesiz gelen Mair, resmî görünümlü koyu renkler giyen diğer karakterlerin aksine, arazilerinin maden uğruna kazılması konusundaki uzlaşmaz ‘tabiat yanlısı’ tavrı bildiren, doğadan küskün çiçek desenleriyle bezeli renkli bir giysi giymektedir.

Ve son karakter, davet hazırlığında Glenda’ya destek etmesi için tutulan Cadi isimli genç kız.

***

Salonun duvarında, geometrik şekiller taşıyan bir modern sanat yapıtı asılıdır. Tablo seyirciye öyle bir tarzda gösterilir ama, kendinizi farklı renklerdeki bu geometrik parçaların ne anlayış geldiğini çözmeye çalışırken bulursunuz. Daha Sonra daha net anlaşılacağı gibi, Guernica’ya baktığımız da söylenebilir -General Franco’nun yaptığı, Picasso’nun resmettiği Guernica. Filmin sonlarına içten, bu tablonun gerçekte bir modern fotoğraf örneği değil, G’lerin arazisinin bir cins haritası olduğunu öğreniriz. Ruhunu meta fetişizminin şehvetine bırakmış Glenda, resmi anlamlandırmaya çalışanlarla dalga geçer: “Eve gelen misafirler resme baktıklarında daima çok ulu şeyler görüyorlar: Umut, sevgi falan! Benim tek gördüğümse, bu arazi bir uçtan bir uca alacağımız parayla Mauritius’ta geçireceğimiz tatil!”

Gösteri başlar; Cadi’nin hem Galler ve Kelt pagan inanışlarına, keza de Carl Gustav Jung’un ‘canavar anne arketipi’ne son derece yerinde bir Toprak Asıl figürü olduğunu görürüz. “Gözünü toprak doyursun!” bedduasının öznesine dönüşen Toprak Başlıca, arazisini madencilere vermeyen Mair dışarıda herkesi, zaaflarına yerinde biçimde cezalandırır.

Gördüğünüz gibi, filmin pek analize ihtiyacı değil; doğal varoluş ve onun tam aleyhinde yer alan kapitalist girişimcilik konusunda fazlasıyla açık göstergelerle sabit bir anlatı bu. Normalde mesajın bu kadar açık olması anlatının söylem gücünü düşüren, hatta filmi ‘millet spotu’na dönüştürebilecek bir unsurdur. Ama Türkiye ve Dünya vatandaşları olarak artık o kadar bir haldeyiz fakat, filmin ‘gizil didaktik’ yapısı hastalık devretmek yerine, bireysel seyir deneyimim üzerinden söyleyeyim, bir “Oh!” çekmenize bile yol açabilir.

Yorum yapın