Giderayak ülkeyi ateşe attı

Türk Lirası, tarihin en yok edici günlerinden birini yaşadı. TL, dolar karşısında bir günde yüzde 20’ye yakın layık kaybetti. Döviz büroları tabela kapattı. Ekonomistler yanlıştan derhal dönülmesi çağrısı yaptı. Erdoğan’ın konuşmasından daha sonra ülke az daha yangın yerine döndü. İktidar, seçimlerin 2023’te yapılacağını söylese de Prof. Dr. Günçavdı “Ekonomik sebeplerden nedeniyle erken seçim ” dedi.

Giderayak ülkeyi ateşe attı

EKONOMİ SERVİSİ

Türk Lirası özgür düşüşe devam ediyor. AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın konuşmasının ardından Türk Lirası yaklaşık olarak yere çakılmaya başladı. Ülke ise panik halinde bir yangın yerine döndü. Önceki gün 11,37’den operasyon gören dolar/TL dün gün içerisinde yüzde 17’ye ulaşan yükselişlerle 13 lirayı aşarken, avro/TL 14 liranın da üzerini fark etti.

Erdoğan’ın pazartesi günü Kabine toplantısının ardından yaptığı konuşmada, “Kurdaki rekabet gücü yatırım, üretim ve istihdamda artışa yol açar” ifadelerini kullanması TL’deki değer kaybını hızlandırdı. Erdoğan’ın düşük faiz politikasını sürdüreceğinin sinyalini vermesinin peşinde dolar dün 13,46’ya değin çıkarak tarihi rekor seviyesini tazeledi. Eylülden bu yandan 400 baz puan faiz indirimi yapan TCMB’nin indirimlere devam edeceği düşüncesi de TL’deki değerinde kaybının asıl nedeni konumunda.

Gram altın, dolar/TL’deki yükselişle beraber rekor tazeleyerek 800 TL’ye dayandı. Sene başından bu yanlamasına yüzde 50’den artı yükseliş kaydeden güvenli liman gram altın, bu seneye 450 TL civarında başlamıştı.

ÜRETİCİ-TÜKETİCİ DENGESİ BOZULDU

Kurdaki oynaklık keza üreticilerin keza de ticaretin dengesini bozdu. Dünya’ya konuşan Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Hazır Giyim ve Konfeksiyon Sektör Meclis Başkanı Asalet Fayat, yüksek oynaklığın toptancıların ve hammaddecilerin fiyat vermesine engel olduğunu söylerken, kontratların çok güç yapılabildiği, vade konuşulmayıp peşin alışverişin zorunlu olduğu bir döneme girildiğini söyledi. Satıcının vadeli mal satarken, alış fiyatını bağlayamadığına dikkat çeken Fayat, “Böyle olunca sattığı malı bu kere daha pahalıya elde etmek zorunda kalabiliyor. Sattığı malı yerine koyamama endişesi var. Oynaklık kaldığı sürece bu şart devam edecek” dedi. Konfeksiyon tarafında iç piyasada vadelerin olağan zamanda 2-6 ay arasından olduğunu aktaran Fayat, “Şu Anda bırakın 2 ayı, 2 gün bile dayanıklılık edilemiyor. Emtia fiyatları bile dolar bazında önemli artarken, TL ile uzun vadeli anlaşma yapmak büyük bir tehlike. Cümbür Cemaat için öngörülemez bir dönemdeyiz” ifadelerini kullandı.

DÖVİZ BÜROLARI TABELA KAPATTI

Döviz büroları yaşanan kur şoku sebebiyle dün öğlen saatlerinde tabela kapatmak zorunda kaldı ve döviz satışını durdurdu. Habertürk’e konuşan bir döviz bürosu işletmecisi, “İstikrar olmadığı için tahtayı kapatmak zorunda kaldık. Ne alıcı ne biz mağdur olalım. acilen döviz satan değil, huzursuzluk olduğu için cümbür cemaat alım tarafında hareket ediyor. Piyasada fazla pozitif TL var. İnsanlar sürekli döviz almak istiyor” dedi.

Erdoğan konuşmasında ayrıca, “Yüksek faiz-düşük kur kısır döngüsü yerine yatırım, üretim, istihdam, ihracat odaklı ekonomi politikamızla ülkemiz için en doğru olanı yapmakta kararlıyız” dedi ve ekledi: “Ülkemizi bunca tuzaktan, badireden nasıl çıkardıysak Allah’ın yardımı ve milletimizin desteğiyle bu ekonomik Kurtuluş Savaşı’ndan da zaferle çıkartacağız.”

TL’nin dolar karşısındaki değerinde kaybının yüzde 20’ye yaklaşmasının arkasında Erdoğan, Merkez Bankası Başkanı Şahap Kavcıoğlu ile Ankara’da bir araya geldi. Görüşmeye ilişkin ayrıntı paylaşılmadı. Merkez Bankası’ndan konuya ilişkin izah etme yapılmadı.

İKTİSADİ DAYANAKTAN YOKSUN HITABE

İTÜ İşletme Fakültesi’nde öğretim üyesi Prof. Dr. Öner Günçavdı, sert değerinde kaybını ve son gelişmeleri değerlendirdi. Günçavdı, döviz kurunda dün yaşanan dalgalanmanın nedeninin Erdoğan’ın iktisadi dayanaklardan yoksun açıklaması olduğunu belirtiyor.

Kur meselesinin fazla teknik bir mesele olduğuna dikkat çeken Günçavdı, “Ekonomi teknik bir meseledir bunu siyasete çekerek yabancılar nezdinde açığa düştü. Açıklamayı dünyadaki mevcut koşulları da dikkate almadan yaptı. Anladığım kadarıyla hükümet dünya ekonomisinin içinde bulunduğu durumu göz ardı ediyorlar” ifadelerini kullandı.

Yaşanan son gelişmeleri ‘züccaciye dükkânına fil girmesi’ olarak nitelendiren Günçavdı, “Piyasaya aleyhinde her açıklamalarla piyasa sınanıyor ve bu şekilde tepki veriyor. Hükümet iktisadi bir konuya siyasetle yanıt veriyor. Tekrar yanlış. Bunu en son 1994 yılında Tansu Çiller yapmaya çalışmıştı. O krize dönüşmüştü” biçiminde konuştu.

giderayak-ulkeyi-atese-atti-947386-1.

2021 YILINDA KITLIK RİSKİ

Kurun enflasyona geçişkenliği ise yüzde 30 civarı ölçülüyor. Yani kurdaki her yüzde10’luk yükselme enflasyona 3 puan katkı maddesi yapıyor.

Kur artışı herkesi panik havasına soktu. Vatandaş yarın alışverişte neyle karşılaşacağını tahmin etmekte zorlanıyor. Bu tereddüd ortamında stok ve kıtlık riski doğuyor. Prof. Dr. Günçavdı’ya kadar fiyat istikrarına kavuşmadığımız sürece bu kesin olmama devam edecek.

Fazla kısa sürede safha safha şoklar geldiğini söyleyen Günçavdı “Böyle bir ortamda yoğun bakımdan çıkamazsınız. Fiyatta istikrara kavuşamadığınız anlamına kazanç. Bilhassa ithal veya yerli malları ellerinde bulunduran halk bu malları stoklarından çıkarmaya rıza göstermezler. Elbette bu şart bir kıtlığa neden olur. Kurlarda fiyat oturmadığı için 2001 yılında yaşadık biz bu durumu” dedi.

giderayak-ulkeyi-atese-atti-947388-1.
Prof. Dr. Öner Günçavdı – İTÜ İşletme Fakültesi

Kıtlık riskine uyarı çeken Günçavdı: “Kuyruklar olur. İnsanlar normalde almak istediklerinden daha fazla olmak isteyecekler. Evlerde de stok gerçekleştirmek isteyecekler. Normalin üstünde bir talep patlaması yaşanacak. Bu talep patlaması marketler göre yeteri değin yerine getirilemeyecek. Çünkü onların da stokta tuttuğu mal miktarı da adi talebe göre. Siz bir patlama yaşarsanız dükkânda mülk olacak ve abes rafları göreceğiz. Ekonomide mülk yokmuş gibi bir hava oluşur. Benzin kuyrukları buna bir örnek. Kuyruklar oldu birdenbire 20 lira için. Satıcının elinde tedariğinde olan mal miktarı bellidir. Ama birden talep artınca herkese verebilmek için 20 litreden fazla benzin vermiyor. Kıtlıklar olacak öyle veya böyle.”

Ayrıca işsizliğe de vurgu yapan Günçavdı, özellikle ufak ve orta büyüklükteki işletmelerde anapara sorunları yaşanacağını söyledi. KOBİ’lerin 975,2 milyar lira bankalara kredi borcu var. Bu borcun 56,8 milyar lirası ise bankalar göre takibe alınmış durumda. Döviz kurundaki artışların ithalata ve ithal girdiye bağımlı işletmelerde anapara yetersizliği yaratacağını söyleyen Günçavdı, “İşletmeler adi meslek hacmini yakalayamaz ve meslek hacmini düşürürler. Bu sermaye nerden gelecek? Bu önemli bir bezginlik şimdi. Özellikle KOBİ’lerin sermayeleri bu dalgada eriyecek. O zaman işsizlik olur o zaman çöküntü olur” ifadelerini kullandı.

ERKEN SEÇİM KENDİLİĞİNDEN GELİYOR

Cumhurbaşkanı Erdoğan ve MHP lideri Bahçeli dün yaptıkları grup toplantılarında seçimlerin 2023 yılının haziran ayında gerçekleştirileceğini açıkladı. Günçavdı ise ekonomik gidişat böyle giderse tercih kendiliğinden gelir görüşünde: “Idareli sebeplerden nedeniyle erken tercih zorunlu geliyor. Çıkış yok çünkü. Faiz düşürmeye devam edecekler. Bu ekonomi bu düzeyde bir riski kaldıramaz olası yok.“

RESMİ ENFLASYON YÜZDE 30’A YÖNELECEK

Ekonomist Güldem Atabay, “Merkez Bankası’nın hatalı para politikasının arkasından yatan “büyük planı” önceki gün Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamalarından öğrendik” diyerek şu değerlendirmede bulundu: “Erdoğan seçimlerin vaktinde yapılacağını da açıklayarak bu çok yanlış politikaların risklere de katlanarak ilerletileceğini netleştirmiş oldu. Bunun anlamı faizlerin inmeye devam edeceği, TL’nin layık kaybının durmayacağı, devlete ait enflasyonun tez asgari yüzde 30’a yöneleceği. Daha da önemlisi iflaslar nedeniyle bankacılık sektörünü sarsacak boyutta bir mali krizle karşısında karşıya kalınsa dahi daha sert yöntemlerin devreye sokularak 2023’e dek bu yolda gidileceği.”

giderayak-ulkeyi-atese-atti-947387-1.
Güldem Atabay -Ekonomist

Atabay, seçimi erken istemenin daha önce ekonomik temellerle talep edilmediğini belirterek, “Erken seçimden başka Erdoğan’ın siyasi intiharı olacak bu seçimi peşinde gelecek hükümet namına bu sefer gerçekten de bir ilgi çekici bırakmasıyla sonuçlanabilecek boyutta. Seçimi erkene dilemek hiç bu değin ekonomik temellerle acil önemde olmamıştı. Çünkü Erdoğan’ın seçtiği yoldan Türkiye ekonomisi namına çıkış yok” dedi.

EKONOMİSTLER TEPKİ GÖSTERDİ

Mahfi Eğilmez, kişisel blogunda yayımladığı ‘Hükümetin Yeni Ekonomi Politikası Üzerine Görüşler’ başlıklı yazısında, “Faiz ve kur üzerine ekonomi politikası kurulmaz. Ekonomi politikasının amacı nedenleri düzeltmek ve sonuca gitmek olmalıdır. Faiz sonuçtur. Eğer faizi belirli bir noktaya indirmek istiyorsanız politikanız�� riskleri çökertmek üzerine kurmanız gerekir” ifadelerini kullandı.

Alaattin Aktaş, “Yıllar önce ‘Faiz yüzde 1’e indirilseydi’ diye bir devamlılık yazdım ve bu yazıya köşemde ara sıra tekrar yer verdim. Görüyorum ancak benim büyüklere masal kıvamındaki yazımı gerçeğe dönüştürmek üzereler” paylaşımında bulundu.

Hakan Kara, “Dalgalı kur rejiminde ikinci defa özgür düşüş yaşamayı başaran ülke olarak tarih geçiyoruz. Sadece ve yalnızca temelsiz bir ısrar uğruna…Yanıldığınızı benimsemek de bir erdemdir. Fazla geç olmadan lütfen bu ısrardan dönün” dedi.

Uğur Gürses, “Vatandaş çok ağır bir bedelle, “faiz kamburundan” kurtulduğunu sanırken “sefalet kamburunun” sırtına yüklendiğini görecek…Çok eyvah” değerlendirmesinde bulundu.

Şenol Babuşçu, “Freni patlamış kamyon gibi tepecik aşağı gidiyoruz. Sonumuz hayrola…” dedi.

Emraf Dedikoducu, “Bunun adı politika, model falan değil. Bunun bir tek adı var; Eline yüzüne bulaştırma!” ifadeleriyle eleştirdi.

Yalçın Karatepe, “Kriz aşamasından çöküşe geçiş fazla süratli oluyor” ifadesini kullandı.

Burak Arzova, takipçilerine “Gümrükten malını dün geçmeyip bugüne bırakan ya da işlemleri oysa bugün biten kaç meslek adamı var aramızda?” sorusunu yöneltti.

***

ERDOĞAN İSTİFA ET!

Ülke alevler içinde, Erdoğan ise elinde yakıt bidonuyla dolaşıyor. Toplum kötü gidişatı durduracak çözüm beklerken AKP Genel Başkanı örgütüyle bir araya geldiği toplantıda 2002 yılından bu yandan girdiği seçimlerde aldığı oy oranlarını sayıp kürsüden indi. Koalisyonun diğer üyesi Devlet Bahçeli’yi gündeme almaya bile lüzum değil. Ona buna sataşıp “padişahım fazla yaşa” dedi ve gitti.

Türkiye 2021 yılının sonbaharını unutmayacak. Ülkenin iflas ettiği, yıkıldığı mevsim olarak anılacak. Türkiye Cumhuriyet bütün anlamıyla hazan mevsimini yaşadı.

Idareli yıkıma natürel ama bakmak lüzumlu. Lakin bu yıkımın üstünü örttüğü gerçekler asgari onun değin yakıcı.

Türkiye sadece son dört ayda pandemiden dolayı 25 bine yakın insanını kaybetti. Bu değin ölüm oysa bir savaşta yaşanabilirdi. Sağlık bakanı hâlâ çıkıp başarıdan bahsediyor. Aşılama dahil hiçbir konuda fiziki bir programları değil.

Eğitim kendi haline bırakılmış durumda. Çocuklar alaca karanlıkta mektep yoluna düşerken, ne servisi denetleyici var ne de kantinleri. Covid-19 okulları mesken tutmuş durumda. Çocuklar beslenemiyor. Gençler parasızlıktan kazandıkları okula gidemiyor. 1 milyon 300 bin civarındaki üniversite mezununu saymıyoruz bile.

Başta gübre almak üzere büyüyen girdi fiyatları çiftçiyi üretimden kopardı. Bu yıl tarlaya gitmeyeceğini söyleyen çiftçinin sayısı her geçen dakika artıyor. Gıda krizi kapıdan içeri girdi.

İFLAS EDEN BİR ÜLKE

Yalnızca içeride değil dış politikada da tam bir iflas yaşanıyor. Bir Rusya’dan bir ABD’den bir AB’den fırça darbeleri geliyor. Suriye dıştan bir iddiası kalmadı. O da her an sonlanabilir. İlişki kurabildikleri ülke sayısı bir elin parmaklarından daha eksik.

Bütün bunların yanı sıra belki de en acı olan yaşananlar karşı 83 milyon insanın aptal yerine konması. Halkın reel sorunlarının konuşulmasının önlemek için seçim sistemi, başkanlık iyi mi kötü mü, ittifaklarda ne olacak, anayasa paketi, demokrasi hamlesi gibi amaçsız ve kimsenin ilgilenemediği meselelerin aylarca gündemde tutulma çabası öfkeyi daha da büyütüyor. Kabine bayağı vatandaş gibi yaşananları seyrediyor. Natürel eğer elindeki olanaklarla servetlerine mal varlığı katmak için uğraşmıyorlarsa. Ne bir program ne de bir niyet konulmuş durumda. Uyduruk programlar ise tam anlamıyla çöp olmuş duruda. Ülke ekonomisi alev almış yanıyor, Maliye Bakanı tek laf bile edemiyor. TCMB’den böyle bir cüret beklemek zaten amaçsız.

BİR GÜN BİLE FAZLA

Erdoğan ve AKP’nin iktidarda kalığı her gün ülkenin ve yurttaşların daha da yoksullaşması anlamına geliyor. Her şeyden önce yaşanan reel anlamda siyasi krizdir. Rejimin krizidir. Dolayısıyla öncelikle faiz artırımı gibi rejimin sınırları içinde atılacak hiçbir adım sorunu çözmeyecek. AKP rejiminin son bulmasından başka bir çözüm yolu gözükmüyor. Erdoğan’ın istifası veya Meclis’in seçim kararı almasından başka tedavi değil. Bu da keyfiyete bırakılacak, ricayla minnetle çözülecek bir şart değil. Bu yıkımdan hasar görebilen tüm toplumsal kesimlerin, emekçilerin, kadınların, gençlerin mücadelesine eşlik eden bir muhalefet ancak sandığın kurulmasını sağlayabilir. Rejimin son bulması ülke geleceği için en yakıcı başlık haline geldi. Erdoğan’ın son kabine toplantısında dile getirdiği “Ekonomide kurtuluş savaşı veriliyoruz” sözünün de doğrusu kendi iktidarlarını kurtarmaktan diğer bir manâ açıklama etmediği de bir defa daha görülmüş oldu.

***

giderayak-ulkeyi-atese-atti-947385-1.

Zamlar ve gıda krizi yurttaşı vurdu

Akaryakıttan doğalgaza, ekmekten şeker ve yağa değin hemencecik her ürüne büyük zamlar geliyor.

Son bir haftada şekere yüzde 25 zam yapıldı. LGP otogaza ise gelen 45 kuruş zammın arkasından önceki gece 19 kuruş zam daha geldi. Bu Vesile Ile otogazda son iki ayda 6. Zam gerçekleşmiş oldu. Konut fiyatlarında yaşanan çoğalma da yurttaşı canından bezdirdi.

Ülke genelinde kira artışı takvim yüzde 57 olurken İstanbul’da yüzde 70’i buldu. öte taraftan halkın en temel besin maddesi olan ekmeğin de un fiyatlarındaki çoğalma sebebiyle 4 TL’ye çıkabileceği bahis edildi. Marketler, etiket değiştirmekte zorlanırken böylece çok markette esas yiyecek maddelerinin satışında da sınırlandırılmaya gidildi.

Şekerin ardındaki Ayçiçek yağı ve una da bir takım market zincirlerinde satmak kotası geldi.

AKP Manisa Milletvekili Uğur Aydemir ise dünkü bütçe görüşmelerinde “Ola Ki soğan ekmek yiyeceğiz aylarca fakat güvenliğimizden kimseye imtiyaz vermeyeceğiz” ifadesini kullandı.

***

►Muhalefetten ivedi toplantı kararı

Dolar, avro ve altının rekor kırmasının peşinde Irk İttifakı ortakları ve HDP’den peş peşe acele toplanma kararı geldi. İYİ Parti lideri Meral Akşener partisinin ekonomi kurmaylarıyla doğaüstü toplandı. CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu ise Gaziantep ve Urfa programlarını iptal ederek bugün doğaüstü toplanma kararı aldı. Partisinin grup toplantısında konuşan Kılıçdaroğlu, “Erdoğan diyor ancak ‘Bu hesaplı kurtuluş savaşından milletimizi zaferle çıkaracağız.’ Bu ülkeyi diğer birisi mi yönetiyor, 20 yıldır neredeydin? 1 dolar 1 liraydı, ne oldu 12 lira oldu? Milli kurtuluş savaşı veriyormuş, millete gaz vermeyi bırak, otur görevini yap. Ders verdim, dersini çalış” dedi. Dövizde yaşanan yükselişle ekonomide yaşanan sorunları değerlendiren CHP lideri Erdoğan’a, “Dolar tırmanıyor ırk zarar ediyor, halciyi terörist mi ilan edeceksin” dedi. Kılıçdaroğlu sözlerini şöyle sürdürdü: “Vallahi seni dolarla edep ettiler.. Mezara mı götüreceksin o doları? Bunlardan eski birisi, ayda 10 bin doları cebine indirirken dolar baronları kadar nezaket ediliyor. Sen dolarla vatandaşlık satıyorsun, seni dolarla edep etmişler.”

►Gübre ve zirai ilaç satışları durdu

Kurdaki sert yükseliş gübre ve zirai hap satışlarının durmasına niçin oldu.
Çiğ maddesinin önemli bir kısmı ithal olan gübre ve zirai hap şirketlerinin bayilere fiyat verememesi ve satışları geçici olarak durdurmasına yol açtı. BloombergHT’de yer alan habere tarafından; kimyasal gübre ve zirai ilaç şirketleri, Türkiye’nin farklı bölgelerindeki bayilerine “Satışlarımız geçici olarak durdurulmuştur” biçiminde genel bildiri ilanı göndermeye başladı.

►Sığınmacı krizi büyüyor

Tutarlı bir göç politikası bulunmayan Saray yönetimi ülkeyi tampon bölge haline getirdi. Sayıları 3 milyonu aşan Suriyelilerin ardındaki Afganistan’da Taliban güçlerinin yönetimi ele geçirmesiyle on binlerce Afgan göçmen İran üzerinden ülkeye giriş yaptı. Batı ile her kriz sonrası mültecileri koz olarak kullanan Erdoğan, ‘kapıları açarım’ tehdidinde bulundu. Göçmen sorunu ülkenin en can herif sorunlarından biri haline gelirken Ankara’da Suriyelilere yönelik linç girişimi yaşandı. Irkçılık güvenli olmayan boyutta yükseldi. Hükümetin elinde göç krizine ilişkin bir reçete bulunmuyor.

►Birçok noktada protesto edildi

Dövizin tırmanışının arkasından Saray rejiminin ülkeyi ateşe atan politikalarını protesto eden yurttaşlar sokaklara döküldü. SOL Genç üyesi gençler, İstanbul’un Kadıköy’de bir araya geldi. Hükümeti derhal istifaya çağıran SOL Genç üyeleri, dövizdeki tırmanışın sorumlusunun kendi iktidarının bekası için ülkeyi uçuruma sürükleyen Saray iktidarı olduğuna aksan yaptı. SOL Genç üyeleri AKP’nin 20 yıllık tahribatının oysa örgütlü bir mücadele ve sol bir programla silineceğinin altını çizerken eyleme SOL Parti üyeleri de takviye verdi. Yaşam pahalılığı ve ekonomideki son gelişmeler nedeniyle TKP İstanbul İl Örgütü de bir eylem gerçekleştirdi. İstanbul’un Şişli ilçesinin Kurtuluş Caddesi’nde bir araya gelen TKP üyeleri de hükümete istifa çağrısında bulundu. Ankara Çankaya’da da ahali “Hükümet istifa” sloganıyla sokağa döküldü.

►Ülke kara para temize çıkartma merkezi oldu

Ülke kara para aklama merkezi haline geldi. Dünaynın öyle fazla merkezinde etkinlik belirten kabahat örgütü elebaşıları Türkiye sınırlarında yakalandı. Son olarak Ürdün ve Parasal’yle birlikte kara para aklama ve terörizmin finansmanının engellenmesinde eksik kaldığı gerekçesiyle, 1989 yılında G-7 Paris Zirvesi sonrası kurulan Parasal Eylem Tayin Gücü (FATF) göre gri listeye alındı. Kara para aklama ve terörizmin finansmanı konusunda yükümlülüklerini yerine getirmeyenlerin yer aldığı “kara liste”de İran ve Kuzey Kore yer alırken Türkiye’nin bu sene eklendiği yükümlülükleri yetkisiz yerine getirilenlerin yer aldığı “Gri listede” Pakistan, Suriye, Arnavutluk, Myanmar, Yemen, Güney Sudan, Uganda, Senegal, Burkina Faso, Zimbabve, Nikaragua, Filipinler, Kamboçya, Haiti, Cayman Adaları ve Barbados bulunuyor. Uzmanlar ATF’in 2019 yılında yayınladığı rapora tarafından, Türkiye için yapılan önerilerin yerine getirilmemesi kısa ve orta vadede fazla ciddi sonuçlar doğuracağı belirtiliyor.

►Ölümler gündem olmuyor

Hükümetin salgınla mücadelede de halkı kendi haline bıraktı. Son birkaç ayda ölüm sayılarında ciddi büyüme yaşanırken bu koşul ülkede gündem bile olamıyor. 1 Eylül’de tek doz aşısı tamamlananların oranı yüzde 57,6, bütün aşıları tamamlananların oranı yüzde 44,3’tü. 22 Kasım itibarıyla tek doz aşı olanların oranı yüzde 66,5’e, bütün aşılarını yaptıranların oranı yüzde 59’4’e çıktı. Ekim ve Kasım aylarında aşılanma hızının fazla düşük olduğu uyarı çekti. Günlük sıradan olgu sayısı 20 ile 30 bin bandında seyrederken günde ortalama 200 birey hayatını kaybediyor. Pandemi nedeniyle yaşamını yitirenlerin sayısı 75 bin 428’e ulaştı. Sadece 1 Ağustos ile 22 Kasım arasında yaşamını yitirenlerin sayısı 24 bin 96 kişi. Son üç buçuk ayda ölenler toplam ölüm oranının üçte birine denk geliyor.

Yorum yapın